• BIST 90.383
  • Altın 144,813
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 8 °C

2016 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA KABUL EDİLDİ

2016 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA KABUL EDİLDİ
2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

Daha sonra yapılan oylamalar sonucunda 2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı kabul edidi. Her iki tasarı da 129 ret oyuna karşı 301 oyla kabul edildi.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. 

Kahraman, birleşimi açtıktan sonra yaptığı konuşmada, bütçe için katkı ve özverili çalışmalar yapan, başta milletvekilleri ve bürokratlar olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti. Kahraman, 2016 yılı bütçesinin şimdiden millet ve memleket için hayırlı ve uğurlu olmasını diledi. 

TBMM Genel Kurulu'nda, maddeleri kabul edilen 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın oylamaları yapılacak. 

Bütçe üzerinde gruplar adına konuşmalar yapılacak. Hükümet ve gruplar adına konuşma süresi birer saat, şahıslar adına ise 10'ar dakika olacak. 

MHP Grubu adına Grup Başkanvekili Erkan Akçay ve İstanbul Milletvekili Atila Kaya, HDP Grubu adına Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve İstanbul Milletvekili Garo Paylan, AK PARTİ Grubu adına Grup Başkanvekili Bülent Turan ve Ankara Milletvekili Ali Babacan, CHP Grubu adına ise Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak konuşacak. 

AK PARTİ İzmir Milletvekili İbrahim Turhan'ın şahsı adına lehte, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun ise şahsı adına aleyhte söz alacağı bütçe üzerinde, Hükümet adına Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek konuşacak. 

Bütçe üzerinde ilk sözü, MHP Grup Başkanvekili Akçay aldı. 

Akçay, TBMM Genel Kurulunda, 2016 yılı bütçesinin son gün görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, dışarıda yalnızlaşarak tehlikeli bir sürecin içine itildiğini, içeride de milleti ve vatanı hedef alan terör saldırılarının artarak devam ettiğini belirtti. 

Toplumsal ve siyasal gerilimlerin, sosyal, ekonomik ve manevi buhranın her geçen gün arttığını öne süren Akçay, "Anayasa, kanunlar, hukuk çiğnenmektedir. Adalet yaralıdır. Milli ve manevi değerlerimiz yıpratılmakta, birlik ve bütünlüğümüz etnik ve mezhebi bölünmeye kurban edilmektedir" diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle, "Ülkenin bazı yörelerinin yeniden vatan yapılmaya çalışıldığının" söylendiği bir ortamda bütçenin görüşüldüğünü vurgulayan Akçay, şöyle konuştu: 

"Bu kürsüde Türk milletinin birliği, bekası ve menfaatleri aleyhine konuşulamaz, karar çıkartılamaz. Burası saray bahçesi, Kubbealtı, Divan-ı Hümayun değildir, burası saltanat kayığı değildir, burası entel kafeteryası da değildir, burası terörist hücresi hiç değildir. Burası Türk milletinin kürsüsüdür. Milli hakimiyet bu kürsüde tecelli eder, demokrasi memlekete buradan gider, hukuk, töre burada kurulur ve Türk milleti bütçe hakkını burada kullanır. Bu hak İngiltere'de 600 yılda, Fransa ve Rusya'da kanlı devrimlerle alındı. Bizde ise ehliyetle ve marifetle üç buçuk yıl gibi kısa bir süre içinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk, onun silah arkadaşları ve Gazi Meclis tarafından hayata geçirildi. Bütün bu kazanımları gözardı ederek, 90 yıllık enkaz iftirasıyla nankörlük ederek burada milli bütçeyi görüşemezsiniz. Burası milli bir çatıdır, milliyetçilik çatısıdır. Milliyetçiliği ayaklar altına alırsanız, Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarını etnik çamura bulaştırırsanız milli olamazsınız. Etnik ve ayrıştırıcı söylemlere meşruiyet kazandırıp özerklik isteyenlere tavan yaptırırsanız milli olamazsınız. Siz eğer millilikten yoksunsanız kumpasa da düşersiniz, kandırılırsınız da aldatılırsınız da." 

Hükümete yönelik, "Size değil kamu maliyesi bir kör kuruş dahi emanet edilemez" diyen Akçay, devleti yöneten hükümetin üç temel görevi bulunduğunu belirterek, "Birincisi güvenlik, maalesef kalmadı. İkincisi adalet, çok zedelendi. Üçüncüsü refah, iyileşmiyor, bozuluyor" diye konuştu. 

Bugün yaşanan sorunların arkasında "yönetememe sorunu" olduğunu anlatan Akçay, devleti idare etmekle vaziyeti idare etmek arasındaki çelişkili tavrın her yerde görüldüğünü öne sürdü. 

Türkiye'nin üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan bir ülke haline getirildiğini savunan Akçay, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Büyüme tüketime dayandırıldı, borçlar arttı, tasarruf azaldı, yatırımlar azaldı, işsizlik arttı, ekonominin sosyal dengesi bozuldu, kaynaklarımız rant ve popülizme kurban edildi. Kamuda lüks harcama, şatafatlı makam odaları, makam otomobilleri, amaçsız seyahatler, saraylar, ihalesiz işler ve bilumum israf ile kamu maliyesinin dengesi bozuldu. Ekonominin kötü yönetilmesi yüzünden ülke kaynakları kalkınma için değil, dar bir çevrenin zenginleşmesi için kullanıldı. Teknoloji geliştirmek yok, inovasyon yok, mali disiplin yok. Yani yeterli ölçüde yok. 'İstikrar istikrar' diyerek iktidara geldiler ama o şimdi yerle yeksan. Ekonomiye güven azalıyor, Türk lirasına güven azalıyor, döviz yükseliyor, bireysel kredi ve kredi kartı borçlusu, borç miktarı artıyor, protestolu senet ve karşılıksız çekler, kısa vadeli borç yükü artıyor, işsizlik artıyor, enflasyon artıyor. Böylesine sağlıksız bir ekonomide bütçenin sağlam temeller üzerine inşa edilmeyeceğini bir kez daha hatırlatmak isterim." 

MHP Genel Başkan Yardımcısı Atila Kaya da "Teröristler, bomba yüklü araçlarıyla ülkenin yarısını ellerini kollarını sallayarak dolaşırken, Artvin'in bir yaylasında doğaya sahip çıkmak isteyen köylüler ve çevrecilerin terörist muamelesine tabi tutulması göstermiştir ki Türkiye, taşların bağlanıp köpeklerin salındığı bir köye dönüştürülmüştür" dedi. 

AK PARTİ iktidarları boyunca milli eğitimin, her gelenin bir öncekinin yaptığını beğenmeyen 5 bakana teslim edildiğini öne süren Kaya, "Eğitim ve sınav sistemleri yapboza, gelecekleri için her türlü fedakarlıkta bulunduğumuz çocuklarımız kobaya dönüştürülmüştür" diye konuştu. 

"Hiç kimse gücümüzü, sabrımızı test etmeye kalkmasın" retoriği eşliğinde çizilen Türkiye'nin bütün kırmızı çizgilerinin, kişisel hırsların, yetersizliklerin ve öngörüsüzlüklerin sonucu olarak bir bir silindiğini vurgulayan Kaya, şu değerlendirmelerde bulundu: 

"İktidar açısından bakıldığında yeni anayasa çalışmalarının, başkanlık sistemine giden yola taş taşıyabildiği sürece ve taşıyabildiği kadar anlamlı olduğu görülür. Aranan gerçekten de istikrar ise parlamenter sistemde ve özellikle de tek parti iktidarlarında icra başkanlıktan daha seri işler. AKP, 13 yıldır tek başına iktidardır. Böyle imkanı varken, 13 yılda Türkiye'ye çağ mı atlatmıştır? Ya da neyi yapamamıştır? Onlara ne ayak bağı olmuştur? Ben söyleyeyim, sadece yargı hem de bütün yapbozlarına rağmen. İsterse başkanlık isterse de parlamenter sistem olsun her iki sistemin de gücünün gerçek kaynağı yargı bağımsızlığıdır. Siz bunu 'tanımıyorum' derseniz, hangi sistem size ne yapsın? Hem teorik hem pratik açılardan ele alındığında görülecektir ki başkanlık sisteminde de parlamenter sistemde de ortak olan yargı bağımsızlığı, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Sistem tartışmalarından önce üzerinde durulması gereken budur." 

TBMM Genel Kurulunda, 2016 yılı bütçesinin son gün görüşmelerinde HDP Grubu adına konuşmalar yapıldı. 

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, bütçenin gelir kalemine bakıldığı zaman ağırlığın vergilerde olduğunu ve Türkiye'de gelire bakarak vergi toplamak gibi bir sistemin bulunmadığını söyledi. Paylan, Türkiye'de yatırımcıların endişeli olduğunu, yatırım yapmadığını ve bundan dolayı da istihdamın olmadığını ileri sürdü. Paylan, Türkiye'nin güvenli bir ülke olmadığını iddia etti. 

Diyanet İşleri Başkanlığının tek bir dine hizmet ettiğini savunan Paylan, "Bir devletin dini olmaz. Devlet, inançlara arzu ederse hizmet verir. O çerçevede, Diyanet İşleri Başkanlığında harcanan bütçede bizim de vergilerimiz var ve ben bu konuda, açıkça söyleyeyim, hakkımı helal etmiyorum. Bir devletin soyu da olmaz. Hepimizin soydaşları var ama devletin soydaşı olmaz. Devletin vatandaşları olur" dedi. 

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Paylan'ın kendi sözleriyle çeliştiğini söyledi. Bostancı, "Sayın Cumhurbaşkanı oraya sizin de bizim de hepimizin buradaki varlık nedeni olan, meşruluğunu borçlu olduğumuz millet iradesiyle gitti, kendi nedenleriniz en azından o makama karşı daha saygılı bir dili gerektiriyor. Türkiye bir terör saldırısıyla karşı karşıya kaldı, bunun sarayla, külliyeyle, şununla, bununla ilgisi yok. Eğer söylenecek bir laf varsa bu ülkede barış adına, kardeşlik adına, önce dönüp o terör örgütüne söyleyeceksin, önce onlara konuşacaksın" ifadesini kullandı. 

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, bütçeye ilişkin hazırladıkları muhalefet şerhinin komisyon raporuna alınmadığını hatırlatarak, konuyla ilgili Anayasa Mahkemesine başvuru sürecini başlattıklarını bildirdi. 

Cizre'nin harabeye çevrildiğini savunan Demirel, şöyle devam etti: 

"Düşman topraklarıymışçasına üstüne havan topları yağdırılmış bir kent. Bodrumlardan silinmemiş vahşetin izleri. Yanık kokan sokakları. Cizre'de tüm bunlar önümüze saçıldı. Savaşın en ağır koşullarını yaşayan kadınlardır. Barış için savaşmak gerektiğinin farkındaydılar, bunun için savaşlarda her zaman yıkım ve acının yanında kadınların direnişine şahit olduk. Kadınlar burada da susmuyor direniyorlar. Kadınlar ve tüm direnenler biliyor ki barış ve özgürlük ricayla, minnetle gelmez. Kararlılık ve geri adım atmamakla gelir." 

Çağlar Demirel, halkların taleplerinin konuşulduğu bir ortamın yaratılmasını isteyerek, çözüm sürecinin tekrar yeniden başlamasını, parlamentonun bu konuda görev alması gerektiğini defalarca ifade ettiklerini belirtti. 

Demirel, "Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve müzakere masasına dönülmesinin gerekli olduğunu bir kez daha yineliyoruz" dedi. 

Demirel, Sur'dan yaralı olarak çıkanların çırılçıplak soyulduğunu, bunun Nazi kamplarında yaşananlara benzediğini iddia etti.

Demirel'in konuşmasının ardından söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Neler neler dedi. Nazilere benzetmekten tutun, 'savaş ve talan bütçesi' demeye kadar birçok benzetme yaptı. Son derece propaganda diliyle yapılmış, kirli kavramlar kullanılmış, nesnel bir eleştirinin dışında hakaret dolu bir konuşmadır. Bu konuşmaya karşı benim vereceğim tek cevap kınamaktır. Çağlar Hanımefendi'nin konuşmasını baştan sona kadar kınıyorum" diye konuştu. 

TBMM HABER

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Biz sizi Srebrenitsa katliamından biliriz15 Mart 2017 Çarşamba 07:47
  • Seçmen sorgulama sistemi hizmete açıldı14 Mart 2017 Salı 17:04
  • Sandığa ilgi artıyor05 Mart 2017 Pazar 11:17
  • Cumhurbaşkanlığı sistemine halk ne diyor?04 Mart 2017 Cumartesi 11:24
  • Başbakan’dan 4C’lilere müjde03 Mart 2017 Cuma 07:27
  • ‘Hayır’ın gideceği yer Kandil’dir03 Mart 2017 Cuma 07:23
  • Nurettin Canikli o anketleri yalanladı!22 Şubat 2017 Çarşamba 08:06
  • Yüksekdağ'ın vekilliği düşürüldü21 Şubat 2017 Salı 15:48
  • 16 Nisan dirilişin işareti olacak20 Şubat 2017 Pazartesi 07:25
  • YSK seçmen sorgulama sayfası açıldı19 Şubat 2017 Pazar 12:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Kamu Haber Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.