• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünyaya Önemli Mesajlar Verdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Dünyaya Önemli Mesajlar Verdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu'nda dünyaya önemli mesajlar verdi

Günümüzde terör örgütleri çeşitli şeylere başvuruyor. 15 Temmuz gecesi FETÖ 'nün başlattığı darbe girişimine maruz kaldık.  241 vatandaşımızı şehit ettiler. Parlamento binamız, Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz bu terör örgütü tarafından savaş uçaklarıyla bombalandı. Tanklar insanları ezip geçti. Helikopterlerden sivillerin üzerine ateş açıldı.

Bu darbe girişimi milletimizin demokrasisine, geleceğine ve anayasal düzenine kahramanca sahip çıkmasıyla bertaraf edildi. Milletimle iftihar ediyorum. Ve 29 gün gece sabahlara kadar demokrasi nöbetleri tuttukları için iftihar ediyorum. Hain darbe teşebbüsünü canını hiçe sayarak, bedenini tankların önüne siper eden milletimle iftihar ediyorum. Karşınızda bulunuyorsam milletimizin cesur ve asil duruşu sayesindedir.

"Suriye'de, Irak'ta terörün ve savaşın  kıskacında inleyen pek çok ülkede yüz binlerce çocuk, kadın, genç ve yaşlı  öldürülmeye devam ediyor. Ölüm ve zulümden kaçan mülteciler Avrupa şehirlerinde  aşağılayıcı muamelelerle karşı karşıya kalıyor. DAEŞ, El Nusra ve PYD/YPG gibi  terör örgütleri bölgedeki eylemlerini sürdürüyor.

Kafkasya'daki ihtilafların  sıcak çatışmaya dönüşme riski mevcut. Yemen'den Ukrayna'ya pek çok sorun bizleri  bekliyor. Diğer yandan dünyanın pek çok ülkesinde insanlar açlık, salgın  hastalıklar, sefalet ve cehaletle boğuşuyor. Bu insanlık onuru ve vicdanını  yaralayan utanç verici bir tablodur. Daha da acısı bu krizlerin ve sorunların  çoğunun aslında kolaycı çözülebilecek mahiyette olmasıdır. Gelecek nesillerin  huzuru, refahı ve güvenliği büyük ölçüde bugünden atacağımız adımlara, alacağımız  tedbirlere bağlıdır.

Unutulmasın ki Türkiye'deki darbe girişimi  aynı zamanda dünya demokrasisine de yapıldı. Milletimiz o gece darbe heveslilerine tarihi bir ders verirken demokrasiye inanan tüm halklar için de  ilham kaynağı oldu. Bu yeni nesil terör örgütü sadece Türkiye'nin değil varlık  gösterdiği 170 ülkenin tamamı için bir milli güvenlik tehdididir. Diğer bir  deyişle bugün bu genel kurulda temsil edilen ülkelerin büyük bölümü bu  yapılanmanın tehdidi altındadır. Bu örgüt Türkiye'nin ötesinde tüm dünyayı  boyunduruğu altına almak gibi derin bir zihni sapkınlık içindedir.

Türkiye mülteciler için şu ana kadar 25 milyar  dolar harcadı. Peki dünyadan bize ne geldi? Şu anda çatısı altında bulunduğumuz  BM'den bize gelen destek 525 milyon dolardır. Başka? Başka herhangi bir şey yok.  Peki AB'den gelen bir şey var mı? Ne yazık ki AB de verdiği sözleri tutamamıştır.  UNICEF'e sadece gönderdikleri 178 milyon dolardır, o kadar. Fakat Türkiye'ye  gelen herhangi bir yardım bu konuda söz konusu değildir. Biz meselenin başından  beri bu olayın tüm insanlığın ortak meselesi olduğu inancıyla bölgesel ve küresel  aktörlerle iletişim ve iş birliği içinde hareket etmeye özen gösterdik. Komşumuz  ve akrabamız Suriyelilerin yaşadığı bu kıyamete sessiz kalamazdık, kalmadık.

Örgütün (FETÖ) temel stratejisi eğitim,  diyalog, hoşgörü, sivil toplum kuruluşu kisvesi altında devlet kurumlarına  sızmak, toplumu etkilemek, ekonomik kaynaklara hakim olmaktır. Bu kürsüden tüm  dostlarımıza kendi güvenlikleri için, ülkelerinin geleceği için Fetullahçı Terör  Örgütü'ne karşı gerekli önlemleri süratle almaları çağrısında bulunuyorum. Bizim  yaşadığımız tecrübeyle sabittir ki FETÖ ile bu aşamada mücadele etmezseniz yarın  çok geç olabilir. Bu vesileyle bu örgütün kurumları ve örgütle bağlantılı kişiler  tarafından kullanılan 'Türk, Türkiye' gibi ifadelerin kesinlikle ülkemizle bir  ilgisi bulunmadığını da belirtmek isterim.

Cerablus'taki Fırat Kalkanı Harekatı sayesinde  bölge halkı evlerine dönmeye başladı. Bölgenin elektrik ve su altyapısını çalışır  hale getirmek için hemen harekete geçtik. Kızılay, AFAD ve sivil toplum  kuruluşlarımız bölge halkının ihtiyaçlarını yerinde karşılıyor. Yine bu bölgede  ülke dışına gitmiş tüm mültecilerin de kullanacağı tüm sosyal donatılara sahip  yerleşim yerleri inşa etmeyi planlıyoruz. Bunun için güvenli alan haline  getirdiğimiz yerlerin uçuşa yasak bölge ilan edilmesine yönelik kararlı bir duruş  göstermeli ve hep birlikte çalışmalıyız.

Hayata geçirilmesi için yoğun çaba sarf ettiğimiz  ateşkes maalesef işler hale gelmedi. İşte görüldüğü gibi ateşkes ortadan kalktı  ve dün de BM konvoyuna bir saldırı rejim tarafından yapıldı. Bunun neticesinde  bir kişi öldü ve yaralılar, vesaire. Suriye rejimi, BM gözetimindeki yardımların  acil insani yardıma ihtiyacı olan Halep halkına ulaştırılmasına izin vermiyor.  Hatta yardım konvoylarına saldırıyor. Rejimin insanları açlığa mahkum ederek 'Ya  teslim ol ya öl' politikasına BM ve Güvenlik Konseyi daha ne kadar müsamaha  gösterecek

Filistin halkına iki devletli çözüm temelinde,  başkenti Doğu Kudüs olan her bir Filistinli için bir huzur kaynağı olacak hür bir  Filistin’de yaşama imkanı tanınması, uluslararası toplumun Filistinli çocuklara  bir borcudur. Harem-i Şerif’in kutsiyetine özellikle İsrail tarafından saygı  gösterilmesi, statüsüne yönelik ihlallere artık bir son verilmesi gerekiyor.  İsrail ile normalleşen ilişkilerimizi, gerek barış sürecinin kolaylaştırılması,  gerekse Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı bu ekonomik ve insani sıkıntıların  giderilmesi için değerlendirmeye çalışacağız.

Avrupa Birliği ile, mülteci krizine karşı  işbirliği içinde hareket ediyoruz. Ege Denizi'ndeki ölümlerin önünü almak  amacıyla, 2015 Ekim ayında günlük 7 bin olan düzensiz göç rakamının, son aylarda  50'ye kadar düşmesini sağladık. Bu tablo, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan  mutabakatı çerçevesindeki taahhütlerini başarıyla yerine getirdiğini gösteriyor.  Ne var ki, 18 Mart 2016'da varılan mutabakatta Avrupa Birliği tarafından verilen  sözlerin adeta unutulduğunu, karşımıza sürekli suni mazeretlerin çıkarıldığını  görmenin üzüntüsü içindeyiz.

Bizim Suriye'nin topraklarında asla gözümüz  yoktur. Bütün mesele Suriye, Suriyelilerindir.  Suriye topraklarında kimsenin  gözünün olmaması gerekir. Suriye muhalefetine verdiğimiz destekle başlayan Fırat  Kalkanı Harekatı umutsuzluğun hakim olduğu bir bölgede istikrarın, huzurun ve  dengenin yeni tesisi için kritik bir öneme sahiptir. PKK, PYD  terör örgütünün  önceliğinin DAEŞ ile mücadele etmek olmadığı bu operasyonla birlikte açıkça  ortaya çıktı. Operasyon, Suriye'deki ılımlı muhalif unsurların özgüvenlerinin  yerine gelmesini de sağlamış oldu. Hatta bu gelişme Musul'u DAEŞ teröründen  kurtarmak isteyen Irak'taki yerel güçleri de cesaretlendirdi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Kamu Haber Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.