• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

Ergenekon Davası'nda gerekçeli karar açıklandı

Ergenekon Davası'nda gerekçeli karar açıklandı


Ergenekon Davası'nda, 16 bin 600 sayfadan oluşan gerekçeli karar UYAP üzerinden açıklandı.

İlk mahkemesi 2008 yılında görülen Ergenekon Davası'nın gerekçeli kararı 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tamamlandı, UYAP üzerinden açıklandı. Toplamda 3 kitap halindeki kararın 11 bin 315 sayfadan oluşan kısmında Ergenekon'un varlığının delilleri, bireysel hukuki durumlarının değerlendirilmesi yer alıyor. Olay, savunma ve iddiaların yer aldığı kısım ise 4 bin 700 sayfadan oluşuyor.
 
Ergenekon Davası'nın gerekçeli kararı açıklandı. 16 bin 600 sayfalık gerekçeli kararda; yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğunun, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı belirtildi.
 
Ergenekon Davası'na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, kararda, “Bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani gladyo/kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır.” denildi.
 
Derin devlet yapılanması hakkında ilk kez bir yargı kararı verildiği ifade edilen kararda, “Mahkememizde karara bağlanan davada, Ergenekon Terör Örgütü’nün özellikle Bülent Ecevit Başbakanlığındaki 57. hükümeti ile Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlıklarındaki 58. ve 59. hükümetleri hedef alan faaliyetlerini yoğunlaştırdığı anlaşılmaktadır.” dendi.
 
"SUSURLUKLA MUKAYESE EDİLEMEYECEK KADAR DELİL VAR"
 
Ergenekon Davası'nın gerekçeli kararında, dosyadaki delillerin benzer örgüt davalarında olmadığı kadar kuvvetli, çeşitli ve devamlı olduğu belirtildi. Delillerin, benzer nitelikli Susurluk davasının delilleri ile mukayese dahi edilmesinin mümkün olmadığı ifade edildi.
 
Ergenekon Davası'nın binlerce sayfadan oluşan gerekçeli kararının önsözünde, dava sürecinde dosyadaki delillerin benzer örgüt davalarında olmadığı kadar güçlü, çeşitli ve çok olduğunun görüldüğü anlatıldı. Bu durum, "Bu davadaki deliller ile benzer mahiyetli Susurluk davasının delillerinin kıyaslanmasının dahi mümkün olmadığı anlaşılmaktadır." şeklinde dile getirildi.
 
"TÜRKİYE'DE HİÇ DARBE OLMAMIŞ GİBİ DAVRANILMIŞTIR"
 
Ergenekon Davası'nın gerekçeli kararında “Türk ordusuna büyük bir buhtan yapıldığı iddia edilmiş ve sanki Türkiye’de hiç darbe olmamış ve hükümetlerin görevi sekteye uğratılmamış gibi bir yaklaşım sergilenmiştir. Oysa ülkeyi darbeye götüren süreçte gelişen acılarla dolu olaylar ve bu olayların ardından gerçekleşen müdahalelerin izleri hala tam olarak silinememiştir. Bu gerçekliği kim görmezden gelebilir.” denildi.
 
Ergenekon'da darbeye teşebbüs suçunun gerek 765 sayılı TCK gerekse 5237 sayılı TCK’ nın yürürlükte olduğu her iki dönemde de gerçekleştiği belirtildi. İlk dönemde hükümetin başında olan Başbakan Bülent Ecevit’ i görevinden el çekmeye zorlandığı kaydedilen kararda, “AK Parti hükümetine karşı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde yasadışı olarak oluşturulduğu anlaşılan Cumhuriyet Çalışma Grubu’ nun faaliyetleri ve planlanıp yürürlüğe konulan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven darbe planları çerçevesinde hükümeti cebren ıskata veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs edildiği görülmüştür. Bu dönemle ilgili birçok plan ve delilin ele geçirilmesi yanında zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı’ nın tuttuğu günlüklerin 2003-2004 yılına ait kısmı ile yine sanık Mustafa Balbay’ ın tuttuğu dijital not/günlük mahiyetinde ki çalışmalar suç içeren eylemlerin anlaşılmasına katkıda bulunmuştur.” ifadelerine yer verildi.
 
Cumhuriyet gazetesine bombalı saldırı ve Danıştay saldırısı ile ikinci dönemin başlatıldığını belirten mahkeme, “Bu eylemlerin hemen öncesinde kurulan nefret, şiddet ve darbe söylemleri içeren ve yasadışına çıkan sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri ile AK Parti hükümetinin görevlerini engelleme yönünde etkinlikler gösteren Ergenekon Silahlı Terör Örgütü’ nün kontrolündeki diğer bir kısım sivil toplum çalışmalarının yapıldığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmalar ile öncelikli olarak AK Parti orjinli birinin Cumhurbaşkanlığı’na seçtirilmemesi hedeflenmiştir.” açıklamasını yaptı.
 
AK Parti’nin kapatma davası sürecinde, bazı sanıkların aktif faaliyet yürüttüğüne işaret edilen kararda, “Yine Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi’nde yoğunlaşan muvazzaf personel ve silsilede ki üstleri tarafından hükümet aleyhine yasadışı planlar hazırlanmış, sahte isimlerle internet siteleri kurdurularak buralarda hükümeti yıpratıcı psikolojik propaganda içerikli yayınlar yapılmış, bunlarla hem toplumun tahrik olması hedeflenmiş, hem de AK Parti’nin kapatılması sürecinde deliller üretilmiştir.” denildi.
 
"ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KENDİNE ÖZGÜ YAPISI VAR"
 
Kararda; “Ergenekon Terör Örgütü’nün kendine özgü bir yapısı vardır. Bu örgüt, birbirlerini tamamlayan ve destekleyen kompartımanları olan, ancak bu kompartımantasyon/perdeleme sistemi gereği birimler arasında sınırlı bir iletişimin söz konusu olduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ neden iktibas edilen “bilmesi gereken” prensibi çerçevesinde örgütü yelerinin faaliyet gösterdikleri, herkesin kendi uzmanlık alanında örgüte katkı sağlayıp örgütsel faaliyette bulunduğu bir yapılanmadır. Örgütün genel ve/veya güncel hedefleri doğrultusunda: bu yapılanmanın bir birimi; toplumun hazırlanması bakımından sivil toplum örgütlerini harekete geçirmekte/yönlendirmekte, toplantı ve gösteriler düzenlemekte/ düzenletmekte, bir birimi; cebir ve şiddet içeren eylem(ler) ile alakalı planlar yapmakta, lojistik ve finansal destek sağlamakta, bir birimi; kendi üzerine düşen cebir ve şiddet içeren eylem(ler)i organize etmekte, işlemekte/işletmekte, bir diğer birimi; bu tür eylemlerden sonra özellikle basın kanalıyla dezenformasyon yapmakta, bir kısmı bu eylemlerin rüzgarını arkasına alarak toplumsal katmanları harekete geçirip geniş tabanlı organizasyonlar yapmaktadır. Sonuçta Ergenekon Terör Örgütü, dosyamız kapsamında tüm bu birbirini tamamlayan eylemleriyle amaç suçların oluşması, iddianamedeki ifadesiyle 'darbeye zemin hazırlama' yönünde faaliyet göstermektedir" ifadelerine yer verildi.
 
"DERİN DEVLET HAKKINDA İLK KEZ YARGI KARARI VERİLDİ"
 
Ergenekon Davası'na bakan mahkemenin hazırladığı gerekçeli kararda, ‘Ergenekon’ diye bir örgütün olduğu ve bu örgütün silahlı terör örgütü özelliği taşıdığı belirtildi. Karada, “Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen ‘derin devlet yapılanması’ hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.” denildi.
 
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hazırladığı 16 bin 600 sayfalık gerekçeli kararda, önsöz yazıldı. 20 Ekim 2008’de başlayan davanın 5 Ağustos 2013’te sona erdiği hatırlatılan kararın ön sözünde, “Bu yargılama sonunda, Ergenekon diye bir örgüt olduğu, bu örgütün yapısı, eylemleri ve belgeleri dikkate alındığında mevcut yasalara göre silahlı bir terör örgütü özelliği taşıdığı, bu silahlı terör örgütünün bir derin devlet yani Gladyo/Kontrgerilla yapılanmasına karşılık geldiği ve esas olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yasadışı olarak oluşturulup faaliyet gösterdiği, mensupları arasında asker-sivil toplumun her kesim ve statüsünden insanların bulunduğu sonucuna varılmıştır. Toplumda geçmişten bu yana Ergenekon ismi dahil değişik isimlerle bilinen, kabul edilen ve eylemleri şikayet edilen ‘derin devlet yapılanması’ hakkında ilk kez bir yargı kararı verilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
 
"ERGENEKON; ECEVİT, GÜL VE ERDOĞAN HÜKÜMETLERİNİ HEDEF ALMIŞTIR"
 
Sanıkların örgüt üyeliği ve örgüt yöneticiliği suçlamasıyla cezalandırıldığı hatırlatılan kararda, şu görüşler yer aldı: “Yapılan yargılamada sanıklar hakkında, gerek Ergenekon Terör Örgütü üyeliği, gerekse işledikleri sair suçları nedeniyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Sanıkların işlediği sabit görülen sair suçların en önemlisi, ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme (hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme)’ suçudur. Mahkememizde karara bağlanan davada, Ergenekon Terör Örgütü’ nün özellikle Bülent Ecevit başbakanlığındaki 57. Hükümeti ve Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlıklarındaki 58. ve 59. hükümetleri hedef alan faaliyetlerini yoğunlaştırdığı anlaşılmaktadır.”
 
“Türkiye’de adi suçlar hakkında toplumun genel bir bilgisi, algısı ve kültürü söz konusuyken, özellikle yasama ve yürütme organı aleyhine işlenen suçlar hakkında aynı şeyin söylenmesi mümkün değildir.” denilen kararda, “Çünkü bugüne kadar maalesef bu tür suçlar yargılama konusu yapılamadığından, toplumsal algı şekillenmemiştir. Bu yüzden kamuoyunun bir kısmının bu suçlara neden ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörüldüğü konusu hakkında yeteli bilgiye sahip olmadığı görülmektedir. Oysa, sosyo-psikoljik bir gerçekliktir ki, adi suçların tavan yaptığı dönemler hükümetlerin faaliyetlerinin durdurulduğu ve/veya engellendiği ‘askeri darbe öncesi - sırası ve sonrası’ dönemlerdir. Bu süreçte, cinayet, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, ırza müteallik eylemler, rüşvet, zimmet gibi adi nitelikli suçlar toplumda yaygınlaşır ve bunaltıcı hale gelir, ardından insanlar bu dönemin sona ermesi için silahlı güçlerin yapacağı her türlü müdahale için tepkisiz ve hazır olduğunda ise, artık hükümetler bu gücün telkin, yönlendirme, istek, baskı ve talimatlarına açık hale gelir. Demokrasiyle uyumlu olmayan bir rejimi ortaya koyan ve demokrasiyi işlevsiz kılan veya ortadan kaldıran bu tür müdahaleler, birçok temel insan hakları ihlalleri doğmasına neden olur. Böyle bir dönemde hukukun üstünlüğü ilkesi göz ardı edilir, insanlar hiçbir hukuki kurala dayanmaksızın soruşturulur, gözaltına alınır, işkencelere maruz kalır, tutuklanır, kurdurulan hukukilikten uzak yargı mercilerince idam dahil bir çok sıra dışı cezalara çarptırılır. Daha tahrip edici ve büyük hırsızlıklar, zimmetler, gasplar, cinayetler görülmeye başlanır. Bu periyotta toplum sindirilmiş ve yargı işlevsiz bırakılmış olduğu için silahlı güçler ile destekçilerinin oluşturduğu gücü elinde bulundurun azınlık, ülke kaynaklarını kendi menfaatleri için kullanır, haksız makam ve mal gaspları gerçekleşir, birçok suç teşkil eden eylemler işler, kendilerinin soruşturulamaması için tedbirler alır. Nihayetinde ülkenin en az bir 20 yılı heba edilmiş olur.” görüşlerine yer verildi.
 
"GÖLCÜK VE GENELKURMAY BELGELERİ İDDİALARI DOĞRULAR NİTELİKTE"
 
Ergenekon gerekçeli kararının ön sözünde, Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesinin gizli bölümlerinde ele geçirilen deliller arasında, Ergenekon dava dosyasındaki iddiaları doğrular nitelikte önemli delillere ulaşıldığı belirtildi.
 
Ergenekon Davası'nın 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararında AK Parti kapatma davası sürecinde bir kısım sanıkların aktif faaliyetlerinin olduğu ifade edildi. Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Komutanlığı'nın gizli bölümlerinde ele geçirilen deliller arasında Ergenekon dava dosyasındaki iddiaları doğrulayan önemli delillere ulaşıldığı kaydedildi.
 
Bu deliller arasında özellikle Hizmet Hareketi ile AK Parti'yi bitirmeye yönelik hazırlanan 'İrtica İle Mücadele Eylem Planı' ismi verilen taslak çalışmanın da yer aldığı hatırlatıldı. Aralarında bazı dosya sanıklarının da bulunduğu ordudan emekli olanlar ve bazı diğer sivil şahıslardan oluşan gruplar ve görevlerini düzenleyen 'Kitleşim' isimli belgenin de Gölcük'te ele geçirildiği ve önem arz ettiği anlatıldı.
 
Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Başkanlığı'na ait bilgisayarlardan da yine aynı şekilde AK Parti hükümeti aleyhine ve Ergenekon terör örgütünü destekler mahiyette çok sayıda belge edildiği belirtildi. Bu belgeler incelendiğinde 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' içeriği ile örtüşen birçok çalışmalara ulaşıldığı bilgisi verildi.
 
"MUHTELİF YERLERE GİZLENMİŞ VAHİM NİTELİKLİ MÜHİMMAT ELE GEÇİRİLDİ"
 
Tüm bu süreçte Ergenekon terör örgütüne ait muhtelif yerlere gizlenmiş nitelik ve nicelik olarak vahamet arz eden silah, bomba, mühimmat ele geçirildiği belirtildi.
 
Örgüt'ün 'Karargah Evleri' ismi altında Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlendiği anlatılan belgelerde, "Bazı sivil sanıkların Harp Okulu'nda okuyan askeri öğrencileri buralardaki örgüt mensubu öğrenciler aracılığıyla kazanma amaçlı çalışmalar yaptıkları ve bu öğrencileri üstlerine hatta o tarihteki mevcut Genelkurmay Başkanı aleyhine kışkırttıkları görülmüştür." ifadesine yer verildi.
 
(CİHAN)


  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Kamu Haber Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.