• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 12 °C

İlçe Milli Eğitim ve Şube Müdürlerini İpten Alan Karar

İlçe Milli Eğitim ve Şube Müdürlerini İpten Alan Karar
Müdürlük Değerlendirmelerinde Görevi Kötüye Kullanma Suçlamasına Mahkeme Beraat kararı verdi. Kararın açılması muhtemel tazminat ve ceza davaları açısından da önem arz ediyor.

Eğitim kurumu yöneticileri değerlendirme sürecinde 75 puanın altında başarısız sayılan okul müdürleri tarafından yapılan suç duyuruları sonrası açılan ceza davalarında beraat kararları verilmeye devam ediliyor.

Millî Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik eki Ek-1 Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri Değerlendirme Formu çerçevesinde yapılan değerlendirmede 75 puan altında aldığı gerekçesiyle, ilçe milli eğitim müdürleri ve şube müdürleri hakkında yapılan suç duyuruları sonrası açılan davalarda bir beraat kararı da Bursa Orhaneli Asliye Ceza Mahkemesi’nden geldi. Mahkeme 2015/24 E. 2015/170 K. 20.10.2015 tarihli kararında; “sanıklar yönünden olumsuz değerlendirme yapmaları bakımından değerlendirme takdir ve yetki hakkı bulunan sanıkların olumsuz değerlendirme yapmaları şeklindeki atılı eylemlerinde, kendilerine mevzuat ile verilen değerlendirme yetkilerinin sınırları ve ölçüleri ile sanıkların üzerlerine atılı görevi kötüye kullanma suçu bakımından suçun oluşabilmesi için öngörülen şekilde kamu görevlisinin yapmakla görevli olduğu işi yapmaması veya kanuna göre yapılması gereken şekilde yerine getirmemesi veya vaktinde yapmayıp geciktirmesi gerekmekte olup böylesine bir fiil sebebiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç veya 6086 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası haksız menfaat sağlanması gerektiği şeklindeki yasal düzenleme bir arada değerlendirildiğinde, sanıkların katılanlar hakkında olumsuz değerlendirme yapmış olmalarının, sanıkların görevlerini ifa ettikleri sırada değerlendirme formlarını doldururken katılanların farklı bir sendikaya üye olmaları nedeniyle kasten düşük not vermek suretiyle görevlerini kötüye kullandıklarına tek başına delil teşkil etmeyeceği, sanıkların değerlendirme yetkileri gözetildiğinde, kasıtlı hareket ettiklerini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı,” denilerek, sanıkların beraatına karar vermiştir.

Görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinden bahisle ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürleri hakkında kamu davası açılmış olsa da mahkeme kararında, kasten 75 puanın altında puan verilmesi şeklinde hareket edilmediği, sanıklar tarafından atılı suçun işlendiğinin sabit olmadığı ifade edilmiştir.

Bu durum, değerlendirme formu üzerinden yapılan değerlendirmelerde başarısız bulunan kişilerce, tek bir merkezden yönlendirilen şikâyet ve suç duyurularında, her ne kadar savcılıklarca dava açılsa da mahkemelerin, yönetmelik tarafından verilen yetkinin kullanılması noktasında değerlendirmelerde hiçbir suç unsuru görmediği, görevi kötüye kullanma suçu açısından kasten kişinin aleyhine hareket edildiğine dair somut,  her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil aradığını, iddiaları inanılır bulmadığını ortaya koymaktadır.

İŞTE O KARAR

T.C. ORHANELİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİ

Dosya-Karar No: 2015/24 Esas - 2015/170
1/5
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Hükümlerine göre elektronik imza ile imzalanmıştır.
T.C.
ORHANELİ
ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2015/24 Esas
KARAR NO : 2015/170
[C.SAVCILIĞI ESAS NO] : 2014/311
 GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
HAKİM : NURDAN ÖZKAN 125242
KATİP : ZEYNEP PİŞİRİR 189138
DAVACI : K.H.
SUÇ : Görevi Kötüye Kullanma (Her iki sanık yönünden)
SUÇ TARİHİ : 2014
SUÇ YERİ : BURSA/ORHANELİ
KARAR TÜRÜ : BERAAT (Her iki sanık yönünden)
KARAR TARİHİ : 02/10/2015
G. YAZIM TARİHİ : 20/10/2015
Yukarıda açık kimliği yazılı sanıklar hakkında mahkememizde yapılan açık 
yargılamanın sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Orhaneli Cumhuriyet Başsavcılığının 24/12/2014 Tarih 2014/311 Esas 2014/620 
Soruşturma numaralı iddianamesi ile, "Yukarıda açık kimliği yazılı bulunan şüpheli 
Mehmet TAYIR'ın atılı suç tarihinde ve halen Orhaneli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde 
Müdür olarak görev yaptığı, şüpheli Abdullah ŞAHİN'in de halen ve atılı suç tarihinde 
Orhaneli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olarak görev 
yaptığı, 14/03/2014 tarihinde 28941 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 
kanunun 25. Maddesi ile 652 sayılı KHK'ya eklenen geçici 10. Madde ile2013-2014 Eğitim-
Öğretim yılı sonu olan 13/06/2014 tarihi itibariyle görevde 4 yılını dolduran tüm okul 
müdürlerinin görevlerinin sona erdiğinin düzenlendiği, yönetmelik gereğince düzenlenecek 
değerlendirme sonucunda 100 üzerinden 75 ve daha üstü puan almaları halinde eski 
müdürlerin İl Milli Eğitim Müdürlüğünün teklifi üzerine Valinin onayı ile görev sürelerinin 
uzatılacağının belirtildiği, müştekiler Ertuğrul ve İsmet'in okul müdürü olarak 4 yıllarını 
tamamlamaları nedeniyle şüpheliler Mehmet TAYIR ve Abdullah ŞAHİN tarafından 
haklarında mevzuat gereğince değerlendirme formu düzenlendiği, ancak şüpheliler tarafından 
düzenlenen değerlendirme formlarına göre müşteki Ertuğrul'un 73,00, müşteki İsmet'in ise 
73,16 puan alması nedeniyle yeniden müdür olarak atanamadıkları, müştekiler tarafından 
şüphelilerin değerlendirme formlarını düzenlerken Türk Eğitim-Sen üyesi olan okul 
müdürlerine düşük puan vermeleri nedeniyle müdür olarak atanamadıklarından dolayı şikayet 
dilekçesi verildiği, Cumhuriyet Başsavcılığımızca şüpheli Mehmet TAYIR'ın atılı suç 
tarihinde Orhaneli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Müdür olarak görev yaptığı, şüpheli 
Abdullah ŞAHİN'in deatılı suç tarihinde Orhaneli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde İlçe Milli 
Eğitim Şube Müdürü olarak görev yapması ve üzerlerine atılı suçu görevleri nedeniyle 
işlemeleri sebebiyle haklarında 4483 yasa uyarınca soruşturma izni verilmesi için Orhaneli T.C. ORHANELİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİ Dosya-Karar No: 2015/24 Esas - 2015/170
2/5
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Hükümlerine göre elektronik imza ile imzalanmıştır.
Kaymakamlığından talepte bulunulduğu, Orhaneli Kaymakamlığı'nın 13/11/2014 tarih ve 10 
nolu kararı ile şüpheliler hakkında üzerlerine atılı görevlerini kötüye kullanmak iddiasıyla 
ilgili suçu işledikleri sonuç ve kanaatine varıldığından, soruşturma izni verildiği, bu kararın 
şüphelilerin itirazı üzerine Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 04/12/2014 tarih 2014/453 esas 
ve 2014/440 karar sayılı itirazın reddi kararıyla kesinleştiği,Yapılan soruşturma sonucunda, 
müştekilerin alınan beyanları, şüpheli savunmaları, idari soruşturma dosyası, ön inceleme 
raporu ve Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 04/12/2014 tarih 2014/453 esas ve 2014/440 
karar sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin mevzuat uyarınca müştekiler 
Ertuğrul ve İsmet hakkında değerlendirme formlarını doldururken, müştekilerin farklı 
birsendikaya üye olmaları nedeniyle kasten düşük not vermek suretiyle görevlerini kötüye 
kullandıkları, şüphelilerin eylemleri nedeniyle müştekiler Ertuğrul ve İsmet'in tekrar müdür 
olarak atanamamaları nedeniyle mağdur oldukları, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun 4483 
sayılı yasa uyarınca soruşturma iznine tabi olduğu,Orhaneli Kaymakamlığı'nın 13/11/2014 
tarih ve 10 nolu kararı ile şüpheliler hakkında üzerlerine atılı görevlerini kötüye kullanmak 
iddiasıyla ilgili suçu işledikleri sonuç ve kanaatine varıldığından, soruşturma izni verildiği, bu 
kararın şüphelilerin itirazı üzerine Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 04/12/2014 tarih 
2014/453 esas ve 2014/440 karar sayılı itirazın reddi kararıyla kesinleştiği, şüphelilerin 
üzerlerine atılı suçu bu şekilde işledikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, Şüphelilerin 
üzerlerine atılı suçtan usulüne uygun yargılamalarının yapılarak eylemlerine uyan yukarıda 
gösterilen sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi" istemiyle 
mahkememize kamu davası açılmıştır.
Görevi Kötüye Kullanma suçu 5237 Sayılı TCK'nın 257. Maddesinde düzenlenmiş 
olup sanıkların üzerlerine atılı suç ile ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09/06/2015 
Tarih, 2014/5.MD-69 Esas ve 2015/192 Karar numaralı kararında görevi kötüye kullanma 
suçu ile ilgili olarak "5237 sayılı TCK'nun "Görevi kötüye kullanma" başlıklı 257. maddesinin 
uyuşmazlık konusuna ilişkin ilk iki fıkrası da;"1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller 
dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya 
kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı 
aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan 
hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin 
mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan 
kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ..." şeklindedir. 
Uyuşmazlık konusunun çözümüne ilişkin olarak, maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına 
alınan "ihmali davranışlarla görevi kötüye kullanma" suçu değerlendirilmelidir. Anılan fıkra, 
"Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal 
veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da 
kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile 
cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş iken, 08.12.2010 gün ve 6086 sayılı Kanunla değişiklik 
yapılarak; "kazanç" ibaresi "menfaat," "altı aydan iki yıla kadar" ibaresi ise "üç aydan bir yıla 
kadar" biçiminde değiştirilerek yukarıda yer verildiği şekilde yürürlükteki halini almıştır. 
Böylece bir yandan yaptırım miktarı yönünden lehe düzenlemeler getirilirken, öte yandan 
suçun oluşumu açısından "kazanç" yerine, daha geniş bir kavram olan "menfaat" ibaresine yer 
verilmiştir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, kamu görevlisinin yapmakla görevli olduğu 
işi yapmaması veya kanuna göre yapılması gereken şekilde yerine getirmemesi veya vaktinde 
yapmayıp geciktirmesi suç sayılmıştır. Görevi kötüye kullanma suçu kasten işlenen suçlardan 
olup, bu suçtan sözedilebilmesi için; "kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal 
etmesi veya geciktirmesi" gerekir.
Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğüne göre ihmal; "yapmama, savsama" anlamına 
gelmekte, gecikme ise; "bir işin yapılması gereken zaman geçtikten sonra yerine getirilmesi" T.C. ORHANELİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİ Dosya-Karar No: 2015/24 Esas - 2015/170
3/5
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Hükümlerine göre elektronik imza ile imzalanmıştır.
olarak tanımlanmaktadır.
Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, tek başına norma aykırı davranış 
yetmemekte, fiil sebebiyle "kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması 
ya da kişilere haksız bir kazanç veya 6086 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası haksız 
menfaat sağlanması" gerekmektedir. Böylelikle görevi kötüye kullanma suçu "zarar suçu" 
olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Türk Ceza Kanununun 257. maddesinin gerekçesinde bu 
husus; "Kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiili cezai yaptırım altına almak, suç ve 
ceza siyasetinin esaslarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı 
davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği
kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin 
mağduriyetiyle sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması 
ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu 
oluşabilecektir" şeklinde vurgulanmış, öğretide de; "Kanun koyucu, kamu görevlisinin 
görevinin gereklerine aykırı olan her davranışını yaptırıma bağlamamıştır. Görevinin 
gereklerine aykırı davranış, ancak belli koşulları taşıması halinde suç teşkil edecek, aksi 
takdirde şartları varsa disiplin hukuku bakımından değerlendirmeye tâbi tutulacaktır. Nitekim 
maddede, görevin gereklerine aykırı davranışın suç teşkil etmesi, kişilerin mağduriyetine veya 
kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanmasına bağlı 
tutulmuştur. Bu sonuçlara yol açmayan bir hareket, suç kapsamında mütalaa edilemeyecektir. 
Görevin gereklerine aykırı hareket kişilerin mağduriyetine yol açmışsa suç gerçekleşir. Söz 
konusu mağduriyet sadece ekonomik bakımdan ortaya çıkan zararı ifade etmez. Mağduriyet 
kavramı, ekonomik zarardan daha geniş bir anlama sahiptir. Bireyin sosyal, siyasi, medeni her 
türlü haklarının ihlali sonucunu doğuran hareketler bu kapsamda değerlendirilmelidir" 
biçiminde ifade edilmiştir. (M. Emin Artuk-Ahmet Gökçen-A. Caner Yenidünya, Ceza 
Hukuku Özel Hükümler, 14. Baskı, Adalet Yayınevi Ankara 2014, s. 998-999) şeklinde 
açıklanmıştır.
Norma aykırı davranışın maddede belirtilen sonuçları doğurup doğurmadığının tespit 
edilebilmesi için, "mağduriyet, kamunun zarara uğraması ve haksız menfaat" kavramlarının 
açıklanması ve somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediklerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Mağduriyet kavramı, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararlarla sınırlı olmayıp, 
şahsi hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade eder. (M. Emin Artuk-Ahmet 
Gökçen-Ahmet Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 14. Baskı, Adalet Yayınevi 
Ankara 2014, s. 998)
Haksız kazanç temin edilmesini içine alan "haksız menfaat sağlanması" ise, kişilere
hukuka aykırı olarak maddi ya da manevi yarar sağlanmasıdır.
Kamunun zarara uğraması hususuna gelince; madde gerekçesinde "ekonomik zarar" 
olduğu vurgulanan bu kavramla ilgili olarak kanuni düzenleme içeren 5018 sayılı Kamu Malî 
Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesi uyarınca; "mevzuata aykırı karar, işlem, eylem 
veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması" olarak 
tanımlanan kamu zararı, her somut olayda hakim tarafından; bir işin, mal ya da hizmetin rayiç 
bedelinden daha yüksek fiyatla alınıp alınmadığı veya aynı biçimde yaptırılıp yaptırılmadığı, 
somut olayın kendine has özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu belirleme uğranılan 
kamu zararının miktarının kesin bir biçimde tespiti anlamında olmayıp, miktarı tespit 
edilmese dahi, işin veya hizmetin niteliği nazara alınarak, rayiç bedelden daha yüksek bedelle 
alım veya yapımın gerçekleştirildiğinin anlaşılması durumunda da kamu zararının bulunduğu 
kabul edilmelidir. Ancak bu belirleme yapılırken, norma aykırı olan her davranışın, kamuya 
duyulan güveni sarstığı, dolayısıyla kamu zararına yol açtığı ya da zarara uğrama ihtimalini 
ortaya çıkardığı şeklindeki bir ön kabulle de hareket edilmemelidir." şeklinde açıklamalara yer 
verilmiştir.T.C. ORHANELİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİ Dosya-Karar No: 2015/24 Esas - 2015/170
4/5
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Hükümlerine göre elektronik imza ile imzalanmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucu katılanlar ve vekillerinin beyanları, 
sanıkların ve müdafiilerinin savunmaları, anılan yasal düzenleme ve Yargıtay Ceza 
Genel Kurulu'nun 09/06/2015 Tarih, 2014/5.MD-69 Esas ve 2015/192 Karar numaralı 
kararı doğrultusunda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamına göre, 14/03/2014 
Tarihli ve28941 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Kanun'un 25. Maddesi 
ile 652 Sayılı KHK'ya eklenen geçici 10. Madde ile2013-2014 Eğitim-Öğretim yılı sonu olan 
13/06/2014 tarihi itibariyle görevde 4 yılını dolduran tüm okul müdürlerinin görevlerinin sona 
ermesi üzerinedüzenlenecek değerlendirme sonucunda 100 üzerinden 75 ve daha üstü puan 
almaları halinde eski müdürlerin İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün teklifi üzerine Valinin onayı 
ile görev sürelerinin uzatılacağının belirtilmesi üzerine sanıkların,katılanlar Ertuğrul 
ATMACA ve İsmet ER hakkındamevzuat gereğince değerlendirme formu düzenlendikleri, 
atılı suç tarihindeOrhaneli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde Müdür olarak görev yapan sanık 
Mehmet TAYIR ile atılı suç tarihinde Orhaneli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde İlçe Milli 
Eğitim Şube Müdürü olarak görev yapan Abdullah ŞAHİN'in mevzuat gereğince okul 
müdürleri hakkında düzenlenen değerlendirme formalarını düzenlemekte yetkili oldukları, 
düzenlenen değerlendirme formlarına göre katılanlar Ertuğrul ATMACA ile İsmet ER'in 
yeniden müdür olarak atanamadıkları, sanıkların düzenlenen değerlendirme formlarında 
katılanlar Ertuğrul ile İsmet yönünden olumsuz değerlendirme yapmaları bakımından 
değerlendirme takdir ve yetki hakkı bulunan sanıkların olumsuz değerlendirme yapmaları 
şeklindekiatılıeylemlerinde, kendilerine mevzuat ile verilen değerlendirme yetkilerinin 
sınırları ve ölçüleri ile sanıkların üzerlerine atılı görevi kötüye kullanma suçu bakımından 
suçun oluşabilmesi için öngörülen şekilde kamu görevlisinin yapmakla görevli olduğu işi 
yapmaması veya kanuna göre yapılması gereken şekilde yerine getirmemesi veya vaktinde 
yapmayıp geciktirmesi gerekmekte olup böylesine bir fiil sebebiyle kişilerin mağduriyetine 
veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç veya 6086 sayılı 
Kanunla yapılan değişiklik sonrası haksız menfaat sağlanması gerektiği şeklindeki yasal 
düzenleme birarada değerlendirildiğinde, sanıkların katılanlar hakkında olumsuz 
değerlendirme yapmış olmalarının, sanıkların görevlerini ifa ettikleri sırada değerlendirme 
formlarını doldururken katılanların farklı birsendikaya üye olmaları nedeniyle kasten düşük 
not vermek suretiyle görevlerini kötüye kullandıklarına tek başına delil teşkil etmeyeceği, 
sanıkların değerlendirme yetkileri gözetildiğinde, kasıtlı hareket ettiklerini gösterir her türlü 
şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı, ancak ceza yargılamasında üzerine 
atılı suçu şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil ile sabit olan sanıkların cezalandırılabileceği 
ilkesinden hareketle sanıkların kasıtlı hareket ettiklerine dair dosya arasında her türlü 
şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından yüklenen suçların sanıklar 
tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle sanıkların üzerlerine atılı suçlardan 5271 
sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine dair, aşağıdaki şekilde 
hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Her ne kadar sanıklar Abdullah Şahin ve Mehmet Tayır'ın görevi kötüye kullanma 
şuçlarını işlediklerinden bahisle 5237 sayılı TCK'nın 257/1 ve 53. Maddelerinden ayrı ayrı 
cezalandırılmaları istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de sanıkların kasıtlı 
hareket ettiklerine dair dosya arasında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil 
bulunmadığından yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle 
sanıkların üzerlerine atılı suçlardan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı 
BERAATLERİNE,
2-Yargılama giderlerinin verilen kararların mahiyeti gereği kamu üzerinde 
bırakılmasına,
3-Verilen kararların mahiyeti dikkate alınarak katılanlar ve sanıklar lehine vekalet 
ücretine takdirine yer olmadığına,T.C. ORHANELİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİ Dosya-Karar No: 2015/24 Esas - 2015/170
5/5
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Hükümlerine göre elektronik imza ile imzalanmıştır.
Dair, sanıklar ve müdafiilerininhuzurunda, katılanlar Ertuğrul Atmaca, Kazım Sarnık, 
İsmet Er ile Katılanlar vekilinin huzurunda, Yüksel Selçuk Türkoğlu'nun yokluğunda, kararın 
hazır bulunanlar yönünden tefhiminden hazır olmayanlar yönünden tebliğinden itibaren 7 gün 
içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer 
mahkemelerine verilecek dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunarak tutanak tutulmasını 
sağlamak ve hakime onaylatmak sureti ile Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere
açıkça verilen kararlar okundu, usulen anlatıldı. 02/10/2015
Katip 189138 Hakim 125242
e-imzalıdır

Ajans Kamu

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Kamu Haber Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.